MKMES

– Neden bana bakıyorsun öyle?

– Hiç. Sizi birine benzettim.

– İnsan birine benzettiği kadının göğüslerine bakar mı öyle?

– Bakar!

– Bakıyorum da çok münasebetsizsiniz.

– Hayır hanımefendi. Siz sordunuz, ben cevap verdim.

– Hala bakıyorsun ama.

– Evet.

– Allah’ım çıldıracağım şimdi. Başka işin yok mu senin be adam?

– Tabii ki var. Bir sahaf dükkanım var benim.

– Hay Allah! Şimdi bağıracağım sapık var diye.

– Neden?

– Sürekli göğüslerime bakıyorsunuz da ondan.

– Siz de bakmamam için hiç birşey yapmıyorsunuz.

– E uyarıyorum ya sizi.

– Hitabetiniz çok zayıf olacak ki hiç bir etki yaratmadı bende.

– Bakma kardeşim istemiyorum, öbür tarafa dön.

– Eğer istemeseydiniz benimle hiç bir diyaloğa girmeden başka bir yere giderek ya da sırtınızı falan dönerek engel olurdunuz buna. Oysa siz, göğüslerinize baktığım konusu üzerinde diyaloğa girdiniz benimle.

– Eee?

– E’si şu: Göğüsleriniz hakkaında ne düşündüğümü çok merak ediyorsunuz, fakat bunu öylece soramayacağınız için kızmış gibi yaparak ağzımdan laf almaya çalışıyorsunuz. Şu an burada olan da bu işte.

– Ben ne yapayım kardeşim senin göğüslerim hakkında ne düşündüğünü.

– Bir çok şey yapabilirsiniz.

– Ne gibi?

– Kocanızı kıskandırabilirsiniz mesela!

– Evli olduğumu nereden çıkardın?

– Çünkü parmaklarınızda hiç yüzük yok.

– Bu evli olmadığıma bir işaret değil mi sizce?

– Tam tersine mutsuz bir evliliğiniz olduğunun işareti.

– Nasıl yani?

– Şöyle anlatayım; eğer evliliğiniz mutlu olsaydı parmağınızda mutlaka bir nikah yüzüğü olurdu. Tek taş falan. Bekar olsaydınız mutlaka aksesuar olarak yüzük takardınız. En azından elleriniz biraz daha bakımlı olurdu. Fakat mutsuz bir evliliğiniz olduğu için parmağınızda hiç yüzük yok. Yani evli olduğunuzu saklama gereği duyuyorsunuz. Aynı sebepten dolayı da  ellerinize gerekli ilgiyi göstermiyorsunuz. Ayrıca sizin çocuğunuz da yok diye tahmin ediyorum.

– Bunu nereden anladın peki?

– Bildim değil mi?

– Evet.

– Eee?

– Hiç.

– Nereye gidiyorsun?

– Benim işim bitti.

– Neydi ki senin işin?

– Hoşçakalın.

– …

Vapur iskeleye yaklaşırken adam çıkışa doğru yöneldi. Kadın da arkasından gitmek istedi fakat kalabalık çıkışa yığılmadan adam çoktan uzaklaşmıştı. Uzakta ustura ile kazınmış kafasının parıltısını görür ve adam kalabalığın içinde yitip gitti.

Adamdan geriye kalan boş koltuğa baktığında bir broşür gördü. MKMES. Mutsuz Kadınları Mutlu Etme Servisi.  ‘Böyle saçma bir şirket mi olur Allah aşkına’ diye düşündü. Kim tutmuştu bu adamı acaba? Evet kadın gerçekten mutsuzdu. Vücudu hala çekiciydi fakat kocası bunun farkında değildi artık. Üstelik çocuk da doğurmamıştı henüz.  Her kim tuttuysa bu adamı, yazık olmuştu parasına. Mutsuzluğundan eksilen hiçbir şey yoktu. Aksine adam bırakıp gittiği için biraz üzülmüştü bile.

Evine gitti. Kocası akşam yemeğini yerken, banyoda göğüslerine baktı. Gülümsedi. Gerçekten çok diriydiler. Çocuk doğurmuş olsam böyle olmazdı diye düşündü. Bir de o gece kocası azmazsa, ondan iyisi yoktu. Erkenden yattı. Sırf kocasından önce uyuyarak herhangi bir olaya mahal vermemek için. Ertesi gün uyandığında yarım yamalak hatırladığı bir rüya uzun zamandır tatmadığı bir his verdi ona. Önceki gün vapurda bulduğu MKMES broşürünü aradı fakat bulamadı. Her kim tuttuysa o adamı, boşa gitmemişti parası.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s